Kavalalı Mehmet Ali Paşa Heykeli

Hafta sonu gidecek yer arayanlar için, kısa bir yurt dışı turu önerimiz var. Küçük bir planlamayla kısa bir yurt dışı seyahati yapmaya ne dersiniz? Yanı başımızdaki Kavala ve Selanik notlarımızı okuyun. Keyifli bir seyahat sizleri bekliyor olacak.

SELANİK….

1912’ye kadar Osmanlı kenti olan Selanik, “Atatürk’ün Şehri” olarak da adlandırılabilir.

Osmanlı izlerinin hala görülebildiği Selanik, yine benzer özellikleri bulunan KAVALA görülmesi gereken yerlerden.

İki kenti birlikte gezmek için küçük bir hafta sonu gezisi yapılabilir.

Yakın olduğu için, ki İstanbul’dan arabayla çıktığınızda yaklaşık 3-4 saat sonra Kavala’ya, 4-5 saat sonra da Selanik’e ulaşabiliyorsunuz. Eğer yeşil veya gri pasaportunuz yoksa vize sorununu çözerseniz arabanızla keyifli bir gezi sizleri bekliyor olacak.

ARABAYLA YURT DIŞINA ÇIKACAKLARA ÖNERİLER

Tabi ki sömestr ve diğer daha uzun süreli gezilerinize Makedonya’nın Manastır, Ohrid ve Üsküp’ü ekleyebilirsiniz. Ayrıca Kosova’nın PRİZREN şehri de listenizde olabilir.

SELANİK’TE GEZİLECEK YERLER

  • ATATÜRK EVİ

Atatürk 1881 yılında Selanik’te doğmuştur. Onun, doğduğu, çocukluk ve gençlik günlerinin bir kısmını geçirdiği, memleketin hür bir idare rejimine kavuşması için arkadaşları ile birlikte karar verdiği tarihi ev bugün (Atatürk Evi) adıyla müze olarak tanzim edilmiş ve ziyarete açılmıştır.

Atatürk Evi bugünkü Selanik’in Aya Dimitriya mahallesinde ve Apostolu Pavlu Caddesi üzerinde 75 numaradadır. Bitişiğinde Türk Konsolosluğu vardır.

Selanik’te Atatürk Evi, arşiv kayıtlarına göre, Selanik’in Koca Kasım Paşa Mahallesi, Islahhane Caddesi üzerindedir. Ev, bodrumu ile birlikte üç katlı ve bir avlu içerisindedir.

Selanik arşiv belgelerinden edinilen bilgilere göre, şimdi müze olan Atatürk Evi, 1870 yılından önce Rodoslu müderris Hacı Mehmed tarafından yaptırılmış olup önce İbrahim Zühdü adlı birisine, daha sonra da yine Selanik halkından Abdullah Ağa ve Eşi Ümmü Gülsüm’e satılmıştır. Bu kayıtlardan anlaşıldığına göre ev, Atatürk’ün babası Ali Rıza efendi tarafından inşa ettirilmemiş, sahiplerinden kiralanmıştır.

Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi, bir süre Selanik Evkaf katipliğinde bulunmuş, gümrük memurluğu yapmış, 1876 yılında da Selanik “Asakir-i milliye taburunda birinci mülazım olarak görev almış, daha sonra serbest ticaret hayatına atılmıştır.

Selanik’in tanınmış ailelerinden Sarıgüllü Hacı Sofulardan Feyzullah Ağa’nın kızı Zübeyde Hanım’la 1878 yıllarına doğru evlenen Ali Rıza Efendi Kırmızı Hafız diye şöhret bulan babası Ahmed Efendi’nin (Subaşı) mahallesindeki evinden ayrılarak Koca Kasım Paşa mahallesindeki aslı vakıf olan şimdiki evi sahiplerinden kiralamış eşi ile birlikte bu eve taşınmışlardır. Ev o zamanlar, etrafı yüksek duvarlarla çevrili olup, harem ve selamlığı olan üç katlı tapu kayıtlarına göre ( Bir bab fekani oda ve bir divanhane ve bir tahtessema ve iki bab tahtani oda, bir çeşme bir miktar avlu) klasik, çıkartmalı bir evdi. Dış yüzü sıva üzerine pembe boyalı olup alt pencerelerine emir, üst pencerelerine de ahşap kafesler yapılmıştır. Atatürk 1881 yılında bu evin ikinci katındaki sol tarafa düşen ocaklı odada doğmuştu. Ali Rıza Efendi’nin 1888 yılında ölümünden sonra, genç yaşında dul kalan Zübeyde Hanım, oğlu küçük Mustafa (Atatürk) kızları Naciye ve Makbule, ile biraz da geçim masraflarını hafifletmek üzere, bu pembe evden taşınmışlar, yanındaki daha küçük bir eve nakletmişlerdir. Zaman zaman, çocukları ile birlikte kardeşi Hüseyin Ağa’nın çiftliğine giden Zübeyde Hanım bu sırada Atatürk’ün ifadesiyle, iyi kalpli bir insan olan Ragıp Bey’le, bu küçük evde evlenmişlerdi. Atatürk, babasının sağlığında, kısa bir süre devam ettiği Şemsi efendi mahalle okuluna Pembe evde başlamış, babasının ölümünden sonra, önce Selanik Mülkiye Rüşdiyesi’ne kaybolmuşken, sonra buradan ayrılarak 1893 yılında Selanik Askeri Rüşdiyesi’ne geçmiştir. 1896 yılında Manastır Askeri İdadisi’ne 1899 yılında da İstanbul’daki Harp Okulu’na başladıktan sonra, tatillerinde Selanik’e gelen Atatürk yine annesi ve kardeşleriyle bu küçük evde oturmuşlardır.

Atatürk, 1902 yılında Harp okulunu da bitirmiş, Kurmay sınıfına başlayarak 1905 yılı başlarında Kurmay Yüzbaşı olmuştur. Bu tarihten İkinci Meşrutiyetin ilan edildiği 1908 yılına kadar Atatürk, vatan hizmetinde askerlik görevini yaparken, Şam’da bir kaç fikir arkadaşıyla 1906 da”Vatan ve Hürriyet” adını verdikleri gizli siyasi bir cemiyet kurmuşlardır. Ancak bu cemiyeti asıl Makedonya da faaliyete geçirmek istediğinden bir ara gizlice Selanik’e gitmiş ve orada arkadaşları ile birlikte bu cemiyetin şubesini kurmuştur. İkinci Meşrutiyetin ilanından evvel(1907) Selanik’te görev alan M. Kemal Atatürk, ailesi ile birlikte bu evde oturmuş, birçok siyasi toplantılar bu evde yapılmıştır. Daha sonra Trablusgarp ve Balkan savaşlarının patlak vermesiyle Selanik’ten ayrılan Atatürk’ün bundan sonraki hayatı artık mücadelelerle doludur.

Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım da Selanik’te çok kalmamış, Balkan harbinden sonra birçok Türk aileleri gibi kızı Makbule(Atadan) ile birlikte Selanik’ten göçmüş. İstanbul’a gelerek Beşiktaş-Akaretlerde bir eve yerleşmiş, Milli Mücadele yıllarında da Ankara’ya gelmiştir. Ancak, Ankara’nın iklimi sağlığı için elverişli olmadığından Zaferden sonra İzmir’e gönderilmiş, 1923 yılında orada vefat etmiştir.

Balkan harbinden sonra, Selanik Yumanlıların elinde kalmış o güne kadar Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın oturduğu ev de Lozan antlaşması hükümlerince Yunan Hükümetine intikal etmiştir. Yunan Hükümeti de evi Yunanlı bir aileye satmıştır.

Cumhuriyet’in Onuncu yıl dönümü (29 Ekim 1933) dolayısıyla, Selanik Belediyesi, Türk-Yunan dostluğu ve Balkan Konferansının bir hatırası olarak, Atatürk’ün doğduğu evin çift kanatlı kapısının sağ köşesine mermer bir plaka yerleştirmiştir. Plakanın üzerinde Türkçe, Elence ve Fransızca olarak şu ibare yazılıdır;

(Türk milletinin büyük müceddidi ve Balkan ittihadının müzahiri GAZİ MUSTAFA-KEMAL burada dünyaya gelmiştir. İş bu levha Türkiye Cumhuriyetinin onuncu yıl dönümü münasebetiyle konulmuştur. Selanik, 29 Birinciteşrin 1933)

4 Kasım 1933 tarihinde Türkiye’nin Atina Elçisi ve elçilik mensupları Makedonya Genel Valisi, Selanik Belediye Başkanı ve Yunan ileri gelenlerinin katılmasıyla bir tören yapılmış, plaka bu törende yerine konmuştur. Selanik Belediyesi , daha sonra evin, Yunanlı sahibinden satın alarak Atatürk’e hediye edilmesini de kararlaştırmış ev ancak 19 Şubat 1937 de boşaltılabilmiş ve anahtarları Selanik Konsolosluğumuza teslim edilmiştir.

Bu olaydan sonra, Atatürk Evi, Selanik’teki Türk Konsolosluğu’nun bakımına verilmiş ve evin zemin katında sonradan açılan dükkanlar kaldırılarak eski şekline getirilmiş, sonradan sarıya boyanan ev yine pembe renkle, boyanmış, çatısı aktarılarak onarılmıştır. 1950 yılında daha geniş çapta büyük onarım gören Atatürk Evi’nin (Atatürk Müzesi) olarak tanzimi düşünülmüş ve bu konuda Dışişleri Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı çalışmalara başlamıştır.

Atatürk Evi’nin tanzim ve teşhiri konusunda fikirlerini almak üzere milli Eğitim Bakanlığınca bazı kişilere baş vurulmuş gerekli eşya İstanbul Dolmabahçe ve Topkapı Saraylarından seçilerek Selanik’e gönderilmiştir. Böylelikle Evin bütün odaları eski şekline göre ayrı ayrı değerlendirilmiş 10 Kasım 1953 günü törenle ziyarete açılmıştır.

Bugün Müze olarak ziyarete açık bulunan Selanik’teki Atatürk Evi, Selanik Başkonsolosluğumuzun da bulunduğu etrafı duvar parmaklıklarla çevrili bir bahçenin ana caddeye bakan köşesi üzerindedir. Ev üzeri tuğla çatılı, çıkartmalı, eski Türk evleri tipinde ve zemini ile birlikte üç katlıdır. Zemin kat üzerindeki birinci ve ikinci katlar dikdörtgen şeklinde kafesli pencerelerden ışık almaktadır. Eve caddeye açılan çift kanatlı kapısından girilir.

Zemin Kat: Kapıdan tuğla döşemeli bir hole girilir. Sağdaki birinci oda, kiler, ikincisi mutfaktır. Kilerde mutfak eşyaları (Bakır kaplar, toprak testiler, çömlekler, balta, havan ve küpler, sandıklar) teşhir edilmektedir. Mutfakta dolap ve raflar vardır. Soldaki birinci oda (Hizmetçi odası), ikinci oda (Merdivenli Sofa) dır. Buradan birinci kata çıkılır.

Birinci Kat: Buraya bahçedeki çıkartma taş merdivenle girildiği gibi zemin kattaki merdivenli Sofadan da girilmektedir. Girişte ahşap tavanlı geniş sofa vardır. Sofanın bahçeye bakan atlas perdeli üç penceresi önünde yastık ve işlemeli yaygılarla döşenmiş bir sediri bulunmaktadır. Sofanın orasında yuvarlak ahşap bir masa durmaktadır. Sofanın bahçe girişinde, sağda (Misafir odası) ve bu odadan geçilen küçük bir (Sandık odası) bulunmaktadır. Misafir odası, kadife koltuk ve kanepeler, atlas perde, aynalı komodin, bakır mangal ve sehpalarla döşenmiştir. Duvarda ibrişim işleme bir yazı levhası, bir duvar saati asılıdır.
Soldaki birinci küçük oda (mutfak) tır. Burada ocaklar ve çeşitli mutfak eşyaları yer almaktadır. İkinci oda Yatak odasıdır. Odanın bir köşesinde , çift kişilik demir bir karyola bulunmaktadır. Yatağın baş uçundaki duvarda, gümüş kılaptanlı, kırmızı atlas cüz kasesi içerisinde bir Kur’an-ı Kerim ve bir levha asılı, Levhada Fetih Süresinin ilk ayeti olan (inna fetehnaleke fethan mübina) yazılı. Karyolanın önünde pirinç bir mangal, caddeye, bakan atlas perdeli pencereler boyunca da döşenmiş bir sedir bulunmaktadır.

İkinci Kat: Birinci katın sandık odası bitişiğindeki merdivenli sofadan ikinci kata çıkılır. Buradaki sedirli sofa da birinci kat sofasının aynı olup yalnız daha küçüktür. Girişte sağdaki alçı işleme tavanlı oda (çalışma odası) olarak yarılmıştır. Atatürk’ün doğduğu bu odada, Atatürk’ün tunç bir büstü ile, bir yazı masası, pirinç mangal, koltuklar yer almaktadır. Duvarlarda Atatürk’le ilgili levha ve tabaklar asılıdır. Sağdaki (Yatak odası) Atatürk Müzesi haline getirilmiştir. Vitrinlerde Atatürk’ün kullandığı elbiseler ve şahsi eşyaları görülür. Atatürk’ün hayatına ait fotoğraflarla, okul çağlarına ait belgeler sıralanmış, bir de küçük Atatürk kitaplığı kurulmuştur. Yatak odasının bitişiğinde tahta parmaklıklı bir teras mevcuttur.

Selanik’teki Atatürk Evi’nin son onarımı, düzenleme ve sergilemesi 1981 yılında yapılmıştır.

(Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı)

Başkonsolosluk binası içindeki evin girişinde “Her şeyin başladığı yer” notu düşülmüş. Bahçede, Ali Rıza Efendi’nin diktiği söylenilen nar ağacı meyve vermeyi sürdürüyor.

  • BEYAZ KULE

Şehrin sembollerinden olan tarih kulez ve müze, şehrin deniz kıyısında yer alır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde inşa edilmiştir.

Selanik – Beyaz Kule (White Tower)
  • GALERİUS KEMERİ

Galerius’un 303 yılında Perslere karşı elde ettiği zaferi simgeleyen ikonik anıt.

Selanik’in simgelerinden Galerius Kemeri
  • ARİSTOTELUS MEYDANI

Aristotelus Meydanı Yunanistan’ın Selanik kentinin ana meydanı. Fransız mimar Ernest Hébrard tarafından 1918’de tasarlanan meydanın tam olarak inşa edilmesi 1950’leri bulmuştur. Meydanı kuşatan binaların birçoğu bu süre içerisinde yenilenmiş ve meydanın kuzey kızmı 2000’lerde restore edilmiştir.

  • AYASOFYA VEYA AZİZE SOFYA KİLİSESİ

Selanik’te bulunan dinî yapılardan biridir. Kilise olarak kurulup sonradan camiye dönüştürülen bu yapı, şehrin en eski yapılarından biridir ve UNESCO listesindedir. Üçüncü asırdan beri bu yerde bir kilise bulunmaktadır fakat şimdiki yapı 7. asırda inşa edilmiştir.

Ayasofya Kilisesi / Selanik
  • SELANİK ARKEOLOJİ MÜZESİ

Selanik ve çevresinde yapılan kazılarda elde edilen tarihi eserleri sergilemek üzere 1962’de kurulmuş müzedir. Yunan mimar Patroklo Karantino tarafından yapılmış müze binası Yunan modern mimari akımının bir parçası kabul edilmiştir.

  • AYA DİMİTRİ KİLİSESİ

Selanik’te “şehrin koruyucusu” Selanikli Aziz Dimitri’ye adanmış Bizans devrinden kalma kilise. Erken-Hristiyanlık dönemine ait önemli bir anıt olan yapı, 1491-1912 arasında kilise olarak hizmet vermiştir

  • BİZANS KÜLTÜRÜ MÜZESİ

Bizans İmparatorluğu’na ait koleksiyonların sergilendiği müzenin bulunduğu yapının inşasına Mart 1989’da başlandı, Ekim 1993’te ise tamamlandı. Müze ise 1994’te açıldı. Günümüzde üç daimi sergi vardır.

  • SULTAN HORTAÇ CAMİİ VEYA YORGO ROTUNDASI

Selanik’te eski bir Roma yapısının camiye çevrilip geliştirilmesiyle kurulmuş bir dinî yapıdır. Tarihte Roma yapısı, Hristiyan bazilikası ve cami olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminden kalma şadırvan, minare ve bahçedeki külliye alanı duruyor.

  • ANO POLİ
  • YEDİKULA

Bizans ve Osmanlı kalesidir. Kale, Selanik akropolünün kuzeydoğu köşesinde yer almaktadır. 19. yüzyılın sonlarına kadar, şehrin akropolünün en büyük tabyası ve aynı zamanda Osmanlı zamanında garnizon komutanının karargâhı olarak hizmet verdi.

  • LADADİKA

Şehrin eğlence mekanlarının ve restoranlarının yer aldığı bölge. Keyifli vakit geçirebilecek, lezzetli yemekler tadılabilecek mekanlar var.

  • CHURCH OF PANAGİA CHALKEON
  • SELANİK SURLARI

19. yüzyıl sonlarına kadar Selanik şehrinin deniz kıyısı da dahil olmak üzere dört bir tarafını çevreleyen surlardır. 19. yüzyıl sonlarında ise, deniz kıyısındaki kısmı ile birlikte büyük bir bölümü Selanik’in kentsel yapısını yeniden yapılandırma çalışmaları sonucu yıkılmıştır.

  • BEY HAMAM
  • CHURCH OF THE ACHEIROPOİETOS
  • BİZANS HAMAMI

12. yüzyılın sonu ve 13. yüzyılın başında yapıldığı tahmin edilen ve 1940 yılına kadar hizmet vermeye devam etmiş olan halk hamamıdır. Yunanistan’da kalan sayılı Bizans yapılarından olan hamam, örnekler arasında en büyük ve en sağlam olanıdır.

  • CURCH OF THE HOLY APOSTLES

KAVALA….

Tarihi milattan önce 600’lü yıllara dayanan Kavala, Yunanistan’ın Taşoz Adası’ndan göçenler tarafından Neapolis (Yeni Şehir) adıyla kurulmuş. 1912 yılına kadar Osmanlı toprağı olan şehir, Türkiye sınırına yakınlığıyla da kısa süreli gezilerde sıkça tercih edilen yerlerden biri.

Kaleden panoramik Kavala manzarası

Yaklaşık 80 bin nüfusa sahip küçük bir kıyı şehri olan Kavala, Edirne’nin İpsala ilçesine yaklaşık 200 km mesafede. Taşoz Adası, Kavala’nın hemen karşısında yer alıyor. Arabayla seyahat edenlerin uğruk yerlerinden Kavala’ya, Yunan adalarından feribot seferleri de düzenleniyor.

Kavala 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın ilk yarısında tütün ticaretinin merkezini oluşturmaktaydı. Günümüzde de mermer üretiminin, işlemenin ve ticaretinin merkezidir. Yunanistan’daki en büyük gübre üretim merkezidir, yoğunlukla Avrupa’ya tarım ürünleri ihraç etmektedir. Kavala, Selanik’in doğusundaki en önemli turizm merkezidir.

YÜRÜYEREK KEŞFE ÇIKIN…

Öncelikle şunu belirtmek gerekir. Kavala’da gezeceğiniz yerler eski şehir bölgesinde. Burayı da sokakları keşfedebilmek için yürüyerek gezmek tercihiniz olmalı. Küçük bir bölge. Ara sokaklarda gezerken Osmanlı’dan izler göreceksiniz, Türkçe sizi selamlayan insanlarla karşılaşacaksınız. Keyifli bir gezi sizleri bekliyor olacak.

Şehrin en popüler buluşma noktası Eleftherias Meydanı’dır. En hareketli yer ise, alışveriş merkezlerine dönüştürülen tütün deposu, şık mağazalar, kafeler ve barların bulunduğu Megalou Alexandrou Yaya Caddesi’dir. Eleftherias Meydanının yakınında, kiliseye çevrilmiş eski bir cami bulunuyor.

Eski şehre meydandan giriş yaptıktan sonra keşfe başlıyorsunuz. Burada, Safranbolu’yu andıran evler karşılıyor sizi.

Eski şehir bölgesinden bir sokak

Bu bölgede restoranlar, hediyelik eşya satılan yerler bulunuyor. Eğer yazın gittiyseniz Kavala’ya, meydandan sokağa girişte solda bulunan küçük mekandan dondurma alabilirsiniz. Dil problemi var ama bir şekilde anlaşırsınız.

Dondurmacı, meydandan eski şehre giren sokağın başında.

İMARET (KAVALALI MEHMED ALİ PAŞA KÜLLİYESİ)

Rıhtımın karşısındaki yamaçta uzanan muhteşem mimarisiyle göz kamaştıran bir yapıdır. 19. yüzyıl Osmanlı mimarisinin klasik örneklerinden olan külliye, Barok usulünde inşa edilmiştir. Medrese, 2 mescid, mektep ve imarethaneden oluşuyor. Külliye, Mısır hükümeti tarafından kiraya verilmiş ve lüks otel olarak hizmet veriyor.

İmaretin sokaktan görünümü. İç kısım oldukça gösterişli bir bina.

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SU KEMERİ (KAMARES)

Kanuni Sultan Süleyman tarafından, kentin su ihtiyacını yaptırılan su kemeri eski şehrin merkezinde yer alıyor. Aşağı bölümden de kale kısmından da güzel görünüyor.
Evliya Çelebi buraya ilişkin, “Kanuni Sultan Süleyman’ın bir konak yerden dağları ve belleri deldirerek 60 gözlü bir su kemeri yaptırıp bir kayadan dağa ulaştırdığını ve yüksekliğinin 60 metre olduğunu” yazmıştır. 5 metre açıklığa, 4,5 metre genişliğe sahip su kemeri 20 metre yüksekliğindedir. Tüm ihtişamıyla ayakta duruyor su kemeri.

KAVALA KALESİ

Nefes kesici manzarasıyla meşhur kale, Kavala kentinin en geleneksel mahallesinin, Panagia Yarımadası veya Eski Kentin tepe noktasında bulunmaktadır.
Her yıl binlerce ziyaretçiyi bölgeye çekmekte ve bölgenin en önemli tarihi eserlerinden birini teşkil etmektedir. Bugüne kadar iyi durumda kalmış olması ve ilginç köşelere sahip olmasıyla ilgi çekmektedir.

Restorasyonu geçen yıl tamamlanan kaleye çıktığınızda tüm şehri izleme şansı buluyorsunuz. Özellikle gün batımına yakınsa vakit, muhteşem bir manzara sizi karşılıyor. Uzunca bir süre burada kalıp şehri izleyebilirsiniz.

HALİL BEY CAMİSİ

Tarihî Osmanlı evleriyle dolu sokaklardan geçtikten sonra kaleye çıkan yol üzerinde karşınıza çıkan Halil Bey Camisi. Osmanlı’nın son dönemlerine kadar hizmet veren cami, sonrasında kapatılmış.

16. yüzyıla ait bir cami ve bir medreseden oluşuyor. Medresenin 8 odası günümüze kadar iyi şekilde gelmiş. 20. yüzyıl başlarında bu binada kızlar ilkokulu faaliyet göstermiş. Cami, 1930-1940 yılları arasında ise bu bina “Müzik Camii” adıyla Kavala Filarmoni Orkestrası’na ev sahipliği yapmış.

GEZİLECEK YERLERDEN BİR DEMET (FOTO GALERİ)

KAVALA’DA NE YENİR

Tabi ki deniz ürünlerini tercih edebilirsiniz. Eski şehir bölgesinde kafe ve restoranların olduğu sokakta pizza, yöresel ürünler ve balık seçenekleri de mevcut. Liman bölümünde de deniz ürünleri restoranlarına uğrayıp, müzik eşliğinde keyifli bir akşam geçirebilirsiniz.

KAVALA’DA NEREDE KALINIR

Genelde gezilecek yerler eski şehir bölgesinde olduğundan buraya yakın, merkezi bir oteli tercih etmeniz yerinde olacaktır.

Gezginlerin notlarının yer aldığı, keşfedilen yerler hakkında bilgi veren gezi tecrübe paylaşımı platformu GEZİBİR.COM’un bir ferdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here